ANTALYA´dan Ev ve Arsa
Özgün Arsa Ofisi
Tel.: 0242 243 80 92
Cep: 0532 267 52 58
www.ozgungroup.com.tr  
 



  BAŞLANGIÇ |

YAĞLIBOYA RESİM |
DİĞER RESİMLER |
SERGİLERDEN |
BASINDAN |
MİSAFİR DEFTERİ |
BİYOGRAFİ |
KONTAKT |
VİDEO |
SİZDEN GELENLER |

FOTOĞRAFLAR I |
FOTOĞRAFLAR 2005 |
FOTOĞRAFLAR 2006 |
FOTOĞRAFLAR 2007 |
FOTOĞRAFLAR 08/ I |
FOTOĞRAFLAR 08/ II |
FOTOĞRAFLAR 08/ III |
FOTOĞRAFLAR 2009 |






Ziyaretçi online : 5























Sizden gelenler





Kamer ve Elif Firat cocuklari ile Dersim isyani sürgününde



Firat Ailesi, Mezra Kirmiziköprü



Galmemu, Açık Ailesi 1968, Harsi



Kirmiziköprü 1976



Kirmiziköprü 1976



Musa Arslan, Hüseyin Sari



Tunceli Merkez´den Çiçek Arslan, 106 yaşında Antalya'da yaşıyor


MUNZUR BABA´NIN KIRVELERI KÜÇÜK GURBET KUSLARI

Bütün Dersimliler için „Çemé Muziri“, Kemeré Duzgini“, „Gola Bugeré“, „Koe Jele“, „Koe Bagire“ hem kutsal, hem de etimolijik bir mana ifade ederler; kendi dilimizden bize ait, binlerce yillik tanidik, koruyucu, kucaklayici, kanat gerici, bizim gibi bir seydir onlar. Daha yakin, daha yöresel olanlari da var; „Xiziré Pirdésur“, „Tummé Xiziri“, „Koe Soresiye“, „Uwa Sinavdele“, „Hewse Hagi“ de köyümüz Salördek ile Kirmiziköprü´nün biraz daha yerel manevi mekanlaridir.

Çogu Dersimli gibi sürgünleri, göçleri bitmeyen bir aileye mensubuz. 1938´de sürgününden 9 yil sonra tekrar geri dönüldügünden iki yil sonra dogmusum. Memleketimizin dili, töresi ahkamiyla büyüdüm. Ailemiz yörenin aydinlarindan sayilir, hepisi okur-yazar, mobilyac, yapi ustasi, sanatkar insanlardi. Babam Hüseyin Aslan uzun süre köy muhtarligi yapti, köyümüze yol, su, okul getirdikten sonra 1969´da Almanya´ya geldi. Özgür, yetenekli bu Dersim sanatkarina isçi heimi ile fabrika arasindaki tekdüzeli yasam ve gurbet zor geldi. Araliklarla agabezim Kazim ve benide yanina aldi. 1971´de amcamin kizi Beser´le evlendik ve 1972´de de Almanya´ya yerlestik. Agabeyim ve kayinbiraderlerin aileleriyle sen, sakrak bir grup olusturmamiz yetmedi, babam 1973´te beyin kanamasi geçirdi ve 1974 yazinda da aramizdan ayrildi. Bir süre sonra Musa amcam da dayanamadi memlekete kesin dönüs yapti.
Kaldik biz „gençler“...

Sizin anlayacaginiz siladan ayrilali yillar oldu, Almanya´da çoluk-çucuklara, torun-toruncuklara karistik. Her seyiyle öyle özledik öyle özeldik ki memleketi, anlatmaya, tarife sözcük yetismez... Isçi dernekleri, Alevi dernekleri, Dersim derekleri, is ve istigaller yatistirmadi hasretimizi. Sabahattin Ali üstadin deyimiyle „kentler dar“ gelince ve sikmaga baslayinca metropoller, büsbütün alevlendi bu özlem atesi. Ne ki dönmeye kalkissak o da zor, Avrupa´da dogmus-büyümüs cigerpareler, Dersimlilerin deyimi ile „dendiké zeré goze“ler orda kalacak! Her bahanede gider, sazligini yitirmis göçmen kuslar gibi memleketin üzerinde dolanir dolaniriz da konacak bir yer bulmamis gibi döner geliriz yine. Bosalmis köyler, bozulmus baglar-bahçeler, göçüp gitmis komsular, kapilari kilitli çarsilar, bahçelerinde yaban otlar bürümüs issiz okullar, viraneler ve geride az kalmis yoksul, çaresiz insanlar yürek agrisi ve gözyaslarimiz olur gider.

Erkek torunumuz olursa, götürüp Munzur´da sünet ettirmeye ahdettik ki, hiç degilse kirvelik ask-i hürmetine memleketini unutmasinlar evlatlarimiz, arada bir gidip topragina yüz sürsünler istedik.

Iki sene arayla (2004 ve 2006´da) iki erkek, 2005´te de yuvacil Alis cigerperelerimiz dogdu. Hepisinin nüfus kagidindaki dogum yerleri Ludwigsbur´dir de „nerelisin?“ diye soruludugunda; „Dersimliyim, Pülümürlüyüm, köyüm Salördek´tir“ diye yanit verirler „r“ eksigi dilleriyle, kararli bir ciddiyet ve onur duygusu içinde...

Bu yil artik zamani geldi diye hazirliklara basladik. Ovacigi fazla bilmiyorduk, sikintilarla karsilasabilecegimizi düsünüyorduk. Ne gam, dosttan dosta, dost diyari harekete geçmisti bile; bize gerek kalmadan her seyi kisa zamanda organize etmis ve tüm hazirliklari tamamlamislardi. Bu sahiplenis ve dayanisma Dersim insaninin, tarihinden ve kültüründen gelen müstesna bir haldir. Tören saati geldiginde ve “Eylül Çay Bahçesi”nde toplandigimizda tüm hazirliklar kusursuzdu. Yalnizca tüm efradin ilk törende hazir olamamalarinin hüznü vardi. Cigerparelerimin nenesi, amcalari Umut, halalari Fatma ve babalari Hüseyin´imin is izinlerini tam denk düsüremedigimizden sünnet töreninde bulunamayacaklardi. Olsun dedik, onlar da bize Tunceli´deki senlikte katilirlar...

Muradimiza erismenin mutlulugu ile onca yolculugun yorgunlugunu hisetmeden 20 Temmuz aksami Ovacik´taki „Doga Turistik Oteli“mize vardik.

21 Temmuz´da, törene baslamak üzere “Eylül Çay Bahçesi”nde bulustuk: Kazim agabeyim ve esi Yazgülü yenge, torunlarim ve annaleri gelinim Canan ile onun yakinlari, düngürüm Ali Akbayin ailesi, bizi hiç yalniz birakmayan yazar ve belgesel film sanatçilari Kazim ve Nezahat Gündogan, Tunceli Barosu´ndan avukat Hüseyin Aygün, aile dostumuz, kirvemiz CHP merkez yöneticilerinden Ali Kiliç, bize büyük bir sürpriz yaparak incelik gösteren ulu rayberimiz Hüseyin Öznur ve ana Öznur, konakladigimiz „Doga Turistik Otel“in sahibi Imam Gedik, Ovacik „Eylül Çay Bahçesi“ sahibi Engin Yerlikaya, sünnet törenimizin niyazini hazirlayarak bir nevi torunlarimizin manevi ninneligini üstlenen sevgili Kazim Gündogan´in annesi, sünnetçi dostumuz ve diger dostlarla kocaman bir grup olmustuk.

Önce çay bahçesinin yöresel usul ve malzemelerle hazirlanan nefis “Organik Kahvalti”sini yaptik, ardindan Munzur´un kutsal gözelerindeki kurban yerinde kurbanimizi kestik. Sonra tekrar çav bahçesine dönerek “Purezina Mihemed”i indirdik ve çocuklarin sünet töreni basladi. Ovacigin essiz günesi, efil efil esen tertemiz dag yelleri, sanki baska hiçbir yerinkine benzemeyen ulu agaçlari ve yesilligi ve gürül gürül akan mübarek Munzur sularina karisan tören rütüellerinin yarattigi manevi atmosfer gerçekten harikaydi! Bununla birlikte Ovacikli dostlarimizin bizi evimizde hisettiren büyük misafirperverligini de minnetle kaydetmek isterim. Her seyin gönlümüzce geçmesinin mutlulugu ile ayni yerde konuklarimizla hos sohbet ve yarenik ortaminda yemeklerimizi yedikten sonra 4 Agustos´ta Tunceli´nin Munzur kenarindaki çay bahçesinde programimizin eglenceli bölümünde bulusmak üzere dagildik.

Dört Agustos programimiza basta Almanya´daki komsumuz olan Elazigli Fethi Baris ve ailesi olmak üzere yeni dostlar katildi. Bu arada birinci bölüme katilamayan aile bireylerimizin de Almanya´dan gelmesi sevincimizi tarifsiz derecede büyüttü. Müzikli, davul-zurnali ve içkili ziyafetlerle geç saatlere kadar Munzur kenarinda eglendik.

Ve artik ayrilik zamaninin hüznü çökmüstü. Sey Riza´nin ezgisindeki gibi “Tew wolat wolat wolat/Wolat çiqa sirino/ Halvehal desté mordem/Coru cira nébeno” diye diye yollara düzüldük... Sahiden de elimiz olmadi ayrilmaya, yüreklerimiz arkada kala kala ve kirpiklerimiz islana islana...

Bu mutlu olayimizi “haber” olsun diye degil, böyle mutlu günlerin oradaki hazi siz dostlarimiza da nasip olsun diye, hak murada eristirsin diye paylasmak istedim.

Nice mutlu Dersim bulusmalari dilegiyle.

Ali Riza Aslan
Kasim 2008
Asperg (Almanya)













Yukarı çık | © 2010 Nuray Canerik
| Bu sitenin bütün içeriği, yazı, görüntü, resim, fikri mülkiyet, marka ve Logo vs. yazılı izin olmadan hiç bir şekilde,
| tamamen veya kesitler halinde, başka yerde kullanılamaz
| Sitede yer alan Firma Logo´ları, marka ve mamul isimleri, fikri mülkiyetler, sanat eserleri vs. adı geçen firma ve kişilere aittir
| Impressum