|
ANTALYA´dan Ev ve Arsa
Özgün Arsa Ofisi Tel.: 0242 243 80 92 Cep: 0532 267 52 58 www.ozgungroup.com.tr |
|
|
Sizden gelenler ![]() Kamer ve Elif Firat cocuklari ile Dersim isyani sürgününde ![]() Firat Ailesi, Mezra Kirmiziköprü ![]() Galmemu, Açık Ailesi 1968, Harsi ![]() Kirmiziköprü 1976 ![]() Kirmiziköprü 1976 ![]() Musa Arslan, Hüseyin Sari ![]() Tunceli Merkez´den Çiçek Arslan, 106 yaşında Antalya'da yaşıyor MUNZUR BABA´NIN KIRVELERI KÜÇÜK GURBET KUSLARI Bütün Dersimliler için Çemé Muziri, Kemeré Duzgini, Gola Bugeré, Koe Jele, Koe Bagire hem kutsal, hem de etimolijik bir mana ifade ederler; kendi dilimizden bize ait, binlerce yillik tanidik, koruyucu, kucaklayici, kanat gerici, bizim gibi bir seydir onlar. Daha yakin, daha yöresel olanlari da var; Xiziré Pirdésur, Tummé Xiziri, Koe Soresiye, Uwa Sinavdele, Hewse Hagi de köyümüz Salördek ile Kirmiziköprü´nün biraz daha yerel manevi mekanlaridir. Çogu Dersimli gibi sürgünleri, göçleri bitmeyen bir aileye mensubuz. 1938´de sürgününden 9 yil sonra tekrar geri dönüldügünden iki yil sonra dogmusum. Memleketimizin dili, töresi ahkamiyla büyüdüm. Ailemiz yörenin aydinlarindan sayilir, hepisi okur-yazar, mobilyac, yapi ustasi, sanatkar insanlardi. Babam Hüseyin Aslan uzun süre köy muhtarligi yapti, köyümüze yol, su, okul getirdikten sonra 1969´da Almanya´ya geldi. Özgür, yetenekli bu Dersim sanatkarina isçi heimi ile fabrika arasindaki tekdüzeli yasam ve gurbet zor geldi. Araliklarla agabezim Kazim ve benide yanina aldi. 1971´de amcamin kizi Beser´le evlendik ve 1972´de de Almanya´ya yerlestik. Agabeyim ve kayinbiraderlerin aileleriyle sen, sakrak bir grup olusturmamiz yetmedi, babam 1973´te beyin kanamasi geçirdi ve 1974 yazinda da aramizdan ayrildi. Bir süre sonra Musa amcam da dayanamadi memlekete kesin dönüs yapti. Kaldik biz gençler... Sizin anlayacaginiz siladan ayrilali yillar oldu, Almanya´da çoluk-çucuklara, torun-toruncuklara karistik. Her seyiyle öyle özledik öyle özeldik ki memleketi, anlatmaya, tarife sözcük yetismez... Isçi dernekleri, Alevi dernekleri, Dersim derekleri, is ve istigaller yatistirmadi hasretimizi. Sabahattin Ali üstadin deyimiyle kentler dar gelince ve sikmaga baslayinca metropoller, büsbütün alevlendi bu özlem atesi. Ne ki dönmeye kalkissak o da zor, Avrupa´da dogmus-büyümüs cigerpareler, Dersimlilerin deyimi ile dendiké zeré gozeler orda kalacak! Her bahanede gider, sazligini yitirmis göçmen kuslar gibi memleketin üzerinde dolanir dolaniriz da konacak bir yer bulmamis gibi döner geliriz yine. Bosalmis köyler, bozulmus baglar-bahçeler, göçüp gitmis komsular, kapilari kilitli çarsilar, bahçelerinde yaban otlar bürümüs issiz okullar, viraneler ve geride az kalmis yoksul, çaresiz insanlar yürek agrisi ve gözyaslarimiz olur gider. Erkek torunumuz olursa, götürüp Munzur´da sünet ettirmeye ahdettik ki, hiç degilse kirvelik ask-i hürmetine memleketini unutmasinlar evlatlarimiz, arada bir gidip topragina yüz sürsünler istedik. Iki sene arayla (2004 ve 2006´da) iki erkek, 2005´te de yuvacil Alis cigerperelerimiz dogdu. Hepisinin nüfus kagidindaki dogum yerleri Ludwigsbur´dir de nerelisin? diye soruludugunda; Dersimliyim, Pülümürlüyüm, köyüm Salördek´tir diye yanit verirler r eksigi dilleriyle, kararli bir ciddiyet ve onur duygusu içinde... Bu yil artik zamani geldi diye hazirliklara basladik. Ovacigi fazla bilmiyorduk, sikintilarla karsilasabilecegimizi düsünüyorduk. Ne gam, dosttan dosta, dost diyari harekete geçmisti bile; bize gerek kalmadan her seyi kisa zamanda organize etmis ve tüm hazirliklari tamamlamislardi. Bu sahiplenis ve dayanisma Dersim insaninin, tarihinden ve kültüründen gelen müstesna bir haldir. Tören saati geldiginde ve Eylül Çay Bahçesinde toplandigimizda tüm hazirliklar kusursuzdu. Yalnizca tüm efradin ilk törende hazir olamamalarinin hüznü vardi. Cigerparelerimin nenesi, amcalari Umut, halalari Fatma ve babalari Hüseyin´imin is izinlerini tam denk düsüremedigimizden sünnet töreninde bulunamayacaklardi. Olsun dedik, onlar da bize Tunceli´deki senlikte katilirlar... Muradimiza erismenin mutlulugu ile onca yolculugun yorgunlugunu hisetmeden 20 Temmuz aksami Ovacik´taki Doga Turistik Otelimize vardik. 21 Temmuz´da, törene baslamak üzere Eylül Çay Bahçesinde bulustuk: Kazim agabeyim ve esi Yazgülü yenge, torunlarim ve annaleri gelinim Canan ile onun yakinlari, düngürüm Ali Akbayin ailesi, bizi hiç yalniz birakmayan yazar ve belgesel film sanatçilari Kazim ve Nezahat Gündogan, Tunceli Barosu´ndan avukat Hüseyin Aygün, aile dostumuz, kirvemiz CHP merkez yöneticilerinden Ali Kiliç, bize büyük bir sürpriz yaparak incelik gösteren ulu rayberimiz Hüseyin Öznur ve ana Öznur, konakladigimiz Doga Turistik Otelin sahibi Imam Gedik, Ovacik Eylül Çay Bahçesi sahibi Engin Yerlikaya, sünnet törenimizin niyazini hazirlayarak bir nevi torunlarimizin manevi ninneligini üstlenen sevgili Kazim Gündogan´in annesi, sünnetçi dostumuz ve diger dostlarla kocaman bir grup olmustuk. Önce çay bahçesinin yöresel usul ve malzemelerle hazirlanan nefis Organik Kahvaltisini yaptik, ardindan Munzur´un kutsal gözelerindeki kurban yerinde kurbanimizi kestik. Sonra tekrar çav bahçesine dönerek Purezina Mihemedi indirdik ve çocuklarin sünet töreni basladi. Ovacigin essiz günesi, efil efil esen tertemiz dag yelleri, sanki baska hiçbir yerinkine benzemeyen ulu agaçlari ve yesilligi ve gürül gürül akan mübarek Munzur sularina karisan tören rütüellerinin yarattigi manevi atmosfer gerçekten harikaydi! Bununla birlikte Ovacikli dostlarimizin bizi evimizde hisettiren büyük misafirperverligini de minnetle kaydetmek isterim. Her seyin gönlümüzce geçmesinin mutlulugu ile ayni yerde konuklarimizla hos sohbet ve yarenik ortaminda yemeklerimizi yedikten sonra 4 Agustos´ta Tunceli´nin Munzur kenarindaki çay bahçesinde programimizin eglenceli bölümünde bulusmak üzere dagildik. Dört Agustos programimiza basta Almanya´daki komsumuz olan Elazigli Fethi Baris ve ailesi olmak üzere yeni dostlar katildi. Bu arada birinci bölüme katilamayan aile bireylerimizin de Almanya´dan gelmesi sevincimizi tarifsiz derecede büyüttü. Müzikli, davul-zurnali ve içkili ziyafetlerle geç saatlere kadar Munzur kenarinda eglendik. Ve artik ayrilik zamaninin hüznü çökmüstü. Sey Riza´nin ezgisindeki gibi Tew wolat wolat wolat/Wolat çiqa sirino/ Halvehal desté mordem/Coru cira nébeno diye diye yollara düzüldük... Sahiden de elimiz olmadi ayrilmaya, yüreklerimiz arkada kala kala ve kirpiklerimiz islana islana... Bu mutlu olayimizi haber olsun diye degil, böyle mutlu günlerin oradaki hazi siz dostlarimiza da nasip olsun diye, hak murada eristirsin diye paylasmak istedim. Nice mutlu Dersim bulusmalari dilegiyle. Ali Riza Aslan Kasim 2008 Asperg (Almanya) |
|
| Bu sitenin bütün içeriği, yazı, görüntü, resim, fikri mülkiyet, marka ve Logo vs. yazılı izin olmadan hiç bir şekilde, | tamamen veya kesitler halinde, başka yerde kullanılamaz | Sitede yer alan Firma Logo´ları, marka ve mamul isimleri, fikri mülkiyetler, sanat eserleri vs. adı geçen firma ve kişilere aittir | Impressum |